« Önceki |

29/5/2008

BOYUN AĞRISI VE KAS SIKIŞMALARI

Yaşamının bir döneminde boyun ağrısından yakınmayan insan oldukça azdır. Boyun ağrıları, boyun omurgasını oluşturan kemiklerin, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin ve omurga etrafındaki kas ve bağların bozukluğu sonucu oluşur.

Boyun ağrısına yol açan hastalıklarda ağrı bazı olgularda sadece ensededir. Bazı olgularda ise enseden başa, sırta, kollara ve hatta göğüse doğru yayılabilir. Sıklıkla hastanın boyun hareketlerinde kısıtlılık oluşur. Kola ve ele yayılan uyuşmalar, ellerde güçsüzlük hissi, baş dönmesi, sersemlik hissi sık dile getirilen yakınmalardır. Boyun ağrısı bazen kişinin günlük yaşam aktivitelerini etkileyerek yaşam kalitesini bozabilir.

Boyun ağrısına yol açan hastalıklar çok çeşitlidir: boyun fıtığı, disk dejenerasyonu, boyun omurgasında artroz (kireçlenme), miyofasyal ağrı sendromları, tekrarlayan strese bağlı zedelenme sonucu gelişen ağrılar.

-Tekrarlayan strese bağlı ağrı: Tekrarlayan aktivitelerde bulunma kötü pozisyon ve psikolojik stres ile birleşince “aşırı kullanmaya bağlı zedelenme” tablosunu ortaya çıkarır. Uzun süre başın öne eğilerek veya aşırı yukarı kaldırılarak çalışılması kas yorgunluğu ve kas kısalmasına yol açarak boyun ve sırt ağrısına neden olur. Çalışma koşulları ve bilgisayar kullanımının artması nedeniyle sık karşılaşılmaktadır.

-Boyunda kas kaynaklı ağrı (miyofasyal ağrı): Boyun ve sırtın üst kaslarında ağrılı kaynağı olan tetik noktalar mevcuttur. Nedeni tam bilinmemekle beraber çok sayıda insanda görülmektedir.

-Boyun zedelenmeleri: Boyun başı taşıdığı ve çok hareketli olduğu için zedelenmelere çok açıktır. Motorlu araç kazası, dalma, spor kazası ve düşmeler sonucu boyunda zedelenmeler kolaylıkla oluşabilir. En çok kas ve bağlar gibi yumuşak doku zedelenmeleri oluşsa da, bazı ağır yaralanmalar boyun kemiklerinde kırık ya da kaymaya yol açarak omurilik zedelenmelerine neden olabilirler.

-Boyun fıtığı: Omurgayı oluşturan kemiklerin arasındaki diskin zamanla zayıflamasıyla disk içeriği dışarıya doğru fırlar. Fıtıklaşma sonucu sinir kökü ya da omuriliğin üzerine baskı oluşabilir. Sinir kökü sıkışması ile kola ve ele yayılan şiddetli ve yanıcı ağrı, uyuşma, karıncalanma, ileri olgularda da el veya kolda kas güçsüzlüğü görülebilir.

-Disk yapısının bozulması (disk dejenerasyonu): Boyun omurgasını oluşturan kemiklerin arasında yer alan diskler şok emilimi görevini görür. 40 yaşından sonra diskin normal-jelatin yapısı bozulur. Disk dejenerasyonu daha çok ilerleyen yaşla oluşmakla beraber, yaşam tarzı, genetik, sigara içme, beslenme ve fiziksel aktivite özellikleri tarafından da etkilenir.

-Kireçlenme: Boyun kemikleri arasındaki eklemlerin yapısında bozulmalar sonucu gelişir, genellikle yaşla beraber artar. Başın arka tarafında kronik ağrıdan yakınabilirler.

-Tümörler, enfeksiyonlar ve omurga kemiklerindeki doğuştan olan anomaliler.

Nasıl önlem alınmalı?

Boyun duruşunun (postür) düzgün olması ve boyun-sırt bölgesinin güçlendirilmesi, boyunda travmadan ve tekrarlayıcı stresten kaçınma, düzgün beslenme ve fiziksel aktivite yapma, sigarayı bırakmak, iş yerinde ergonomik düzenlemeler yapmak gereklidir.

Boyun ağrısı çekenlere öneriler

- Çalışmanıza sık ara verin. Masada veya arabada otururken kısa aralar verip ayağa kalkın, kısa yürüme ve gerinme egzersizleri yapın.

- Çalışma sandalyenizi ve bilgisayarınızı ayarlayın. Otururken kalçalarınızın hizası dizlerinizden hafifçe daha yukarıda olmalı, baş ve boyun doğru pozisyonda olmalıdır.

- Çok sayıda veya kalın yastıkla yatmayın, televizyon izlerken kanepenin koluna başınızı dayayıp uyuyakalmayın!

- Telefonun ahizesini omuz ile boynunuzun arasına sıkıştırarak konuşmayın.

- Germe ve güçlendirme egzersizleri yapın. Omurga sağlığı için yürüyün ve yüzün.

Boyun ağrılarının tedavisi

Çoğu boyun fıtığı olguları ameliyat dışı yöntemlerle iyileşebilmektedir. Ancak, boyun fıtığı nedeniyle mesane ve barsak fonksiyonlarında bozulma, tedaviye rağmen kas gücü ve duyu kusurunun ilerlemesi, sinir kökü baskısına bağlı ağrının tedavi ile giderilememesi durumunda cerrahi tedavi uygulanır.

-Fizik tedavi: Olguların çoğunda fizik tedavi ile düzelme sağlanabilmektedir. Kas gevşemesi ve yumuşak doku ağrılarını gidermek için yüzeysel ısı (örn. kızıl ötesi ışın) , derin ısı (örn. ultrason) ve elektriksel uyarı (örn. TENS), sinir kökü ağrılarının ve baskısının azaltılması için traksiyon yöntemleri kullanılır.

-İlaç tedavisi: Boyun ağrılarında ağrı kesiciler, antienflamatuar ilaçlar, kas gevşetici ilaçlar, uyku düzenleyici ve antidepresan ilaçlar kullanılabilir. İlaç tedavisinin mutlaka hekim tarafından düzenlenmesi gereklidir.

-Bazı olgularda elle yapılan tedaviler olan spinal mobilizasyon ve manipulasyon tedavileri de oldukça yüz güldürücüdür. Ancak mutlaka bu konuda eğitimli ve deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır.

-Yumuşak doku veya boyun eklemlerine ya da epidural aralığa enjeksiyon uygulamaları da uygun olgularda faydalıdır.

-Boyun ağrılarında özellikle akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde boyunluk verilebilir. Uzun süreli veya devamlı kullanımda boyun kaslarında zayıflama ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gelişebileceği için kısa süreli kullanım önerilmektedir.

-Rehabilitasyon: Hangi tedavi uygulanırsa uygulansın, kalıcı bir iyileşme için doktor tarafından düzenlenen boyun egzersiz programı tedavinin esasını oluşturur. Egzersiz programı her hasta için ayrı düzenlenir. Postür düzeltici egzersizler, boyun kaslarını germe egzersizleri ve boyun kaslarını güçlendirici egzersizler uygulanır.

28/5/2008

Boyun Fıtığı


Boyun fıtığı sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Uzman doktorlar tarafından konulan doğru bir teşhis, hasta eğitimi ve doğru bir tedaviyle artık korkulu bir rüya olmaktan çıkmıştır. Ancak ne yazık ki yanlış yönlendirmeler, bilinçsizce yapılan tedavi ve uygulamalar (kırık çıkıkçılar vb) hem maddi hem manevi olarak hastaya ciddi ve dönüşü olmayan zararlar vermektedir.

İnsan omurgası, kafa tasının altından kuyruk sokumunun bitimine kadar, toplam 33 adet omurdan ve aralarında disk denilen kıkırdaklardan oluşur. Yandan bakıldığında boyun, sırt ve bel bölgesi omurgada S harfine benzeyen bir şekil meydana getirir. Boyun, 7 adet omurdan ve aralarındaki disklerden oluşmaktadır.
Öncelikle boyun fıtığının tanımlanmasını yapalım. Boyun omurları arasında yer alan kıkırdağın iki omur arasından öne, yana ya da arkaya doğru fıtıklaşmasına denir. Her boyun ağrısı boyun fıtığı anlamına gelmez.
Boyun ağrısının çok çeşitli sebepleri vardır:
1. Doğuştan gelen bozukluklar,
2. Postür (duruş) bozuklukları,
3. Yumuşak doku romatizmaları,
4. İltihabi eklem romatizmaları,
5. İnfeksiyon (mikrobik) hastalıkları,
6. Kas- tendon zorlanmaları,
7. Kas spazmları.                                                                                                        
Boyun ağrısı tedavisinin başarılı olabilmesi için öncelikle nedeninin doğru olarak
ortaya konması gerekir. Bunun için de öncelikle hastadan boyun ağrısı ile ilgili bilgi alınır. Daha sonra uzman doktor tarafından, ayrıntılı bir muayene yapılır. İstenilen tetkikler  basitten zora doğru giderek, önce boynun en az iki yönlü filmi çekilir, kan ve idrar tahlili yapılır ve çıkan sonuçlara göre daha ileri tetkikler, örneğin; bölgenin tomografisi, MRI tetkiki, gerekirse EMG denen ve sinirsel hasarı ortaya koyan bir tetkik istenir.      

Boyun fıtığında, boyun ağrısı ile birlikte ya da tek başına kol ağrısı da olabilir. Hatta, arkada kürek kemiği alt hizasına, önde göğüse vuran ağrılar oluşabileceğinden, hastalar kalp hastası olduklarını zannedebilirler. Doktorlar da kalp yönünden ileri tetkiklere baş vurabilirler.  
Kıkırdağın iki omur arasından  sağ veya sol yana doğru fıtıklaşması veya geniş tabanlı olarak arkaya doğru yer değiştirmesi, kollara giden sinir köklerine  baskı yaparak sağ veya sol kol ve bazen her iki kolda ağrı uyandırabilir.

Boyun fıtığı korkulacak bir durum değildir. Birçok hastalıklar gibi erken teşhis konulması önemlidir. Uygun bir tedavi programıyla hastalık kontrol altına alınabilir. Tedavide; hastanın eğitimi, ilaç tedavisi, istirahat, fizik tedavi ve egzersiz yer almaktadır. Yapılan tedavilere cevap vermeyen ve  fıtığı ilerleyen hastalarda cerrahi müdahele gerekebilir. Ancak, bu durum sık değildir.
Hastaların şikayetleri fizik tedavi ile tamamen geçse bile, günlük yaşantısı düzenlenmeli ve ağrıyı azaltan ve artıran durumlar kendisine hatırlatılmalıdır:
1. Ağırlık kaldırmaması,
2. Ağır işler yapmaması,
3. Ters hareketlerden kaçınması
4. Ortopedik boyun yastığı kullanması
5. Orta sertlikte bir yatakta yatması,
6. Uzun süre aynı pozisyonda kalmaması,
7. Mesleğine göre nasıl hareket etmesi gerektiği,
8. Ağrıları tamamen geçse bile egzersizlerini hergün düzenli olarak yapması gerektiği vurgulanır.

Günlük yaşantımızda yaptığımız bazı hareketler boynumuzu zorlar. Boyun fıtığı hastalarına boyunluk (korse) verilebilir. Boyunluk hem boyun kaslarına destek olur, hem de  boyun hareketlerini kısıtlayarak eklemleri korur. Böylece, boyna gelen yüklenmeleri azaltırlar. Genel olarak bu korseler  en az 20 gün gece hariç olmak üzere devamlı kullanılır. Daha sonra boyun egzersizleri ilave edildiğinde tedricen çıkarılır.

Fizik tedavi, boyun fıtığının tedavisinde uygulanan en etkili ve kesinlikle zarar vermeyen bir yöntemdir. Sıcak, soğuk ve elektrik akımlarının iyileştirici etkilerinden yararlanarak çeşitli aletlerle vücudun çeşitli bölgeleri tedavi edilir. Bu amaçla, yüzeyel ısıtıcılar, derin ısıtıcılar, elektrik akımları, traksiyon (çekme), masaj uygulanabilir.      

Fizik tedavi birkaç husus dışında rahatlıkla uygulanabilen bir tedavidir. Kalbinde pil takılı hastalara ve ihtiyaten hamilelere uygulanmaz. Büyüme çağında olan çocukların büyüme kıkırdakları üzerine, ileri derecede hipertansiyon ve kalp yetmezliği olan, infeksiyon, varis, benzeri hastalığı olan ve vücudunda metal taşıyan hastalara dikkatli bir şekilde uygulanır.
Fizik tedavi kürü genelde 21 seanstır. Çoğunlukla günde bir seans uygulanır. Ancak, günde iki seansla daha hızlı sonuç almak da mümkündür. Hastadan alınan cevaba göre seans sayısı artırılabilir. Eğitimli kişiler tarafından uygulandığında fizik tedavinin herhangi bir yan etkisi yoktur.

Fizik tedavi sonrasında soğuktan korunmak gerekebilir, çünkü soğuk kaslarda gerginliğe ve dolayısı ile ağrıya yol açar. Sadece fizik tedaviden sonra değil, her zaman soğuktan ve hava cereyanında kalmaktan sakınmak gerekir. Fizik tedaviden sonra 15-20 dk. dinlenmek ve aniden soğuk havayla temas etmemekte ve özellikle eklemleri ve kasları, en azından bir kaşkol ya da boğazlı kazakla korumakta fayda vardır.
Bazen hastalar, uzman doktorlar yerine, çareyi kırık ve çıkıkçılarda ararlar ve bel çektirme, alabalık uygulama gibi yöntemlerle dertlerine çare bulmaya çalışırlar.

Fizik tedavi kliniklerinde kullanılan traksiyon (çekme) cihazı ile tamamen bilimsel olarak, hastanın kilosuna göre ve durumuna göre, uzman doktorun kontrolü altında bel çektirilebilir. Halk arasında sıklıkla rastladığımız çektirme olayı maalesef  bu konuda hiçbir tıbbi bilgisi olmayan ve kontrolsüz olarak çekme yapan kişiler tarafından uygulandığında, tamamen tesadüflere dayalı olarak iyileşme görülebilir. Ancak çoğunlukla bağ dokusunda, kas ve sinir liflerinde kopmalara bağlı felçle  de sonuçlanabilecek ciddi durumlar meydana gelebilir.

Masaj tedavisi de hastalar tarafından çok tercih edilen bir yöntemdir. Bilimsel bir fizik tedavi yöntemi olarak kabul edilen masaj da uygun bir şekilde ve bilen kişiler tarafından yapıldığında  yardımcı bir tedavi yöntemi olarak kullanılır. Rahatlatıcı, kas sertliklerini giderici, ağrı azaltıcı etkisi vardır. Ancak, tek başına fıtığın tedavisinde  yeterli olmaz. Yüzeyel ısıtıcılar, derin ısıtıcılar, elektrik akımları uygulamasından sonra kombine bir tedavide yararlanılabilir.

Hastaların yaptığı başka bir yanlış tercih de kaplıca tedavisi olabilmektedir.  Kaplıcayı biz özellikle fizik tedaviden sonra öneriyoruz. Yüzeyel ısıtıcı etkisi vardır, dolayısıyla derin dokuları  etkileyemez. Sadece kaplıca tedavisi fıtıkta yeterli bir tedavi sağlayamaz. Muhakkak kaplıca tedavisi tercih edilecekse doktor kontrolünde olan ve fizik tedavi imkanları olan yerler seçilmelidir. Yirmi (20) seanslık bir fizik tedavi kürü sonrası uygulanacak kaplıca tedavisi hem etkinliği artırır hem de iyilik süresini uzatır.  

Boyun fıtığı tedavisinde yine yaygınca olarak uygulanan bir tedavi yöntemi akupunkturdur. Akupunktur de artık bir fizik tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Daha çok ağrı üzerine etkilidir. Ağrının çok şiddetli olduğu durumlarda uygulanabilir. Diğer fizik tedavi yöntemleri ile birlikte uygulandığında çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

Boyun fıtığı hastalarının bir kısmı ameliyat gerektirebilir. İlaç, istirahat, korse, fizik tedavi ve egzersiz tedavisi ile düzelmeyen, günlük yaşam aktivitelerine dönemeyen, bağımlı hale gelen, kas kuvveti azalması veya kaybı gelişen hastaların ameliyat edilmesi söz konusudur. Ameliyat kararı, doktor(lar) tarafından verilmelidir. Ameliyattan sonra da bu hastaların kaslarının kuvvetlendirilmesi ve günlük yaşantısının düzenlenmesi gerekir.

Boyun fıtığının başka bir seviyeden tekrarlamaması ve boyunda kireçlenme oluşmaması için fizik tedavi ya da ameliyattan sonra uygun egzersiz programı düzenlenir ve hastaya neleri nasıl yapması gerektiği ve nelerden kaçınması gerektiği izah edilir. Hasta da bunlara uyarsa sonraki yaşantısını normal geçirir.

Spor yapmak isteyenlerin hangi sporu yapacaklarını doktorlarına söylemeleri ve tavsiyelerine uymaları gerekir. Boyun fıtığı geçirenlerin rahatça yapabilecekleri sporların başında yürüme ve yüzme gelmektedir.


28/5/2008

Osteoporoz (Kemik Erimesi)

hastalıklarOSTEOPOROZ NEDİR?
Osteoporoz kemik kütlesinde azalma ve kemik dokusunun mikroskopik yapısında bozulma
sonucunda kemikte kırık riskinin artmasına yol açan bir iskelet hastalığıdır.Merkezde olan kalsiyum kaybı bu hastalığa neden olur. Kaybedilen kemik geri kazanılamaz. Ancak erken teşhis yapılırsa olduğu yerde durdurulabilir. Menopoz sebebi ile kadınlarda mutlaka olur. Ancak çeşitli sebeplerle gençlerde ve erkeklerde de görülmektedir.

KEMİK YAPISI NASILDIR?
Vücudumuzun diğer dokuları gibi kemik de yaşayan bir dokudur. Sert tabaka ve süngersi tabaka olmak üzere iki ayrı bölümden oluşmaktadır.

OSTEOPOROZ SONUÇLARI NELERDİR?
Sırt kemikleri formunu kaybedince boy kısalığı ve kamburluk gelişir. Hafif bir travma ile kalça, bilek, omurga kırıkları meydana gelir.

OSTEOPOROZ İLE KEMİK YAPISI NASIL BİR DEĞİŞİKLİĞE UĞRAR?
Erken dönemlerde kemik kompakt (sert) tabakası incelir, süngersi tabaka içindeki boşluklar büyür. Daha sonra ileri yaşta zayıflayan kemiklerde kırıklar oluşur.

OSTEOPOROZ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Genelde kırıklar ortaya çıkıncaya kadar herhangi bir belirti ve ağrı olmaz. Ancak bazı kişilerde ileri yaşlarda romatizma zannedilen kemik ağrılarına neden olabilmektedir.

KİMLER OSTEOPOROZ AÇISINDAN RİSK GRUBUNDADIR?
Günlük beslenmesinde yeterince kalsiyumlu gıda (süt ve süt ürünleri) almayanlar Düzensiz beslenen her yaş gurubundakiler Şeker hastaları Böbrek taşı düşürenler ve diğer böbrek hastaları Uzun zaman kortizonlu ilaçlar, bazı antiasit mide ilaçları ve sakinleştirici ilaçlar kullananlar Aşırı çay, kahve, sigara, alkol kullananlar Çeşitli nedenlerle uzun süre aşırı hareketsiz yaşayanlar Genetik yatkınlığı olanlar İkiden fazla doğum yapmış olanlar Menopoz dönemindeki bayanlar 50 yaşını geçen erkekler,
OSTEOPOROZ RİSKİ ALTINDADIR.

OSTEOPOROZ TEŞHİSİ NASIL KONULUR?
Günümüzde %1 gibi çok düşük oranlardaki kemik kayıpları bile, KEMİK DANSİTOMETRE ölçümü ile teşhis edilmektedir.

KEMİK DANSİTOMETRE NEDİR?
Kemik yoğunluk ölçümüdür. Başka bir deyişle kemiğin kırılganlık riskini belirleyen ölçüm yöntemidir. Osteoporoz saptanırsa kişinin aldığı ilaçtan faydalanma   oranı için ilaç takibi de belirli aralıklarla bu cihaz ile yapılmaktadır. Ölçüm bir dakika içinde yapılır. Osteoporoz'da bir ağrı hissetmediklerinden verilen ilaçları  almaktan vazgeçenlerin problemleri sessizce artmaktadır.!

KEMİK DANSİTOMETRE'Mİ ÖLÇTÜRMELİ MİYİM?
20-45 yaş arası kadın ve erkekler mutlaka bir kere kontrol olmalıdır.

NE SIKLIKLA KEMİK DANSİTOMETRE ÖLÇÜMÜ YAPTIRMALIYIM?
Bu tamamiyle kemiklerinizdeki yoğunluk kaybının derecesine, aldığınız tedaviye ve kemik kaybına neden olan özel durumların sürekliliğine bağlıdır. Doktorunuz bu konuda sizi takip edecektir.

HERHANGİ BİR BELİRTİ VEYA AĞRI DUYMADIĞINIZ İÇİN KONTROL VE İLAÇ TEDAVİNİZDEN VAZGEÇMEYİNİZ.!!

YAŞAM TARZINIZ OSTEOPOROZ İÇİN ÖNEMLİDİR!
Alkol, sigara ve bazı ilaçların kullanımı kemik dokusunda kayba neden olurken yiyecek ve içeceklerimizin bir kısmı kalsiyumun
yeterli oranda emilimine engel olmaktadırlar.

Aşağıda belirtilen noktalara özen göstererek
Kemik Dokunuzun Yıkımına İzin Vermeyin

Alkol
Alkol kemik için toksiktir ve kemik kaybının önemli sebeblerinden biridir. Fazla alkol kullanımı osteoporoza neden olur.

Sigara
Sigara kullanımı kemik kütlesini azaltır, erken menopoza sebeb olur ve hormon replasman tedavisini olumsuz etkiler.

ilaç
Özellikle kortizonlu ilaçlar olmak üzere ilaç kullanımı kemik yıkımını artırırken kemik yapımını azaltır. KULLANDIĞINIZ İLAÇLARIN ETKİSİNİ DOKTORUNUZA DANIŞIN.

Diyet
Tuz, fazla protein ve fosfor (et içerisinde bulunan) alımı idrar yolu ile kalsiyum kaybını artırır. Lifti besinlerin fazlası kalsiyum emilimini azaltır.

Kafein
Kafein idrar yolu ile kalsiyum kaybını artırır. Fazla miktarda kahve veya kola içen insanların kalsiyum kaybı içmeyenlere göre daha fazladır.

Hareketsizlik
Kemiklerinizi yeteri kadar çalıştırmazsanız incelmeye başlarlar. Bu nedenle fiziksel yönden mümkün olduğunca aktif olun.